Makaleler, Yazılar, Şiirler ve sizin şiirleriniz.
Ayrıca bu panomuzu blog web günlüğü gibi kullanacağız. Lütfen yalnızca kendi yazı, şiir vb yazıları paylaşın.! Başkalarına ait eser ise; lütfen not düşün.
Gittiğinde mevsim sonbahar'dı,
Hazandı.
Ve ben sonbaharı çok severdim
Bilirdin!
Senin gibi...
Yine mevsim sonbahar
Çıkıp geldin ansızın!
Yıllar boyu ümitsizce seni bekledi ruhum
Ama geç kalmıştın!
Çok şey değişmişti içimde yokluğunla
Dökülen sarı yapraklarla
Çok şey kırıldı içimde gittiğinde
Demir kapıları çoktan sürgülemiştim üzerine
Eskisi gibi olmamı bekleme benden
Hem artık;
Sonbaharı da sevmiyorum ki zaten!
Senin gibi...
Teşekkür ederim Berrin sağolasın onurlandırdın beni.Kitap yazmak değil de yazılarımı bir cilt halinde toplayıp bir kaç adet basmayı düşünüyorum o da sırf ilerde çocuklarım (olursa), torunlarıma benden birşeyler kalsın diye
Ortak hislerinizden kaynaklanıyordur berrin aslında sende aynı hisleri yaşıyorsun bunu da en iyi serap anlatıyor Serap beni bu kadar sakinleştireceğini bilmezdim:)
Ne zaman sen gelsen aklıma,
Kaldıramayacağım bir ağırlık çöküyor gecelerime,
Soluyorum ürktüğüm yokluğunu,
İçime çekiyorum, içim titriyor...
Ne zaman sen gelsen aklıma,
Buğusuna adını yazdığım
Cam bana bakıyor, ben cam'a,
Acımı yazacak kelime bulamıyorum
Cam buğusuyla kalıyor, ben hayalinle...
Ne zaman sen gelsen aklıma,
Odam da hep aynı efkar oluyor
Ve ben hiç uyumuyorum...
Kül rengi akşamlardı
Dar vakitlerdi, sessizdi
Kimsesizdi
Hep aynı hüzne yol alırdı usanmadan
Belki de hoşuna gidiyordu
Beklemekten yılmamış, usanmamıştı
Oysa ben onu siyah-beyaz türk filmlerine benzetirdim
Bana göre o şahane bir kadındı
Ama dedim ya hep hüzünlüydü gözleri
Garip bir ışık vardı gözlerinde
Bakmaya kıyamazdım
Kıyamazdım gözlerindeki efsunlu büyüye
Oysa sevmek için yaratılımıştı
Kim üzmüştü onu? Kim bilir
O benim için nesli tükenmiş bir efsaneydi...
Ne acılardan geçmiş yüreği
Neler görmüştü gözleri
Ne sevdalara şahit olmuştu
''Artık yorgun bedenim'' diyordu
Oysa bana göre o;
Yüreğiyle şahane bir kadındı hala!..
Derindi kesip attığın yara,
Hala kanamakta.
Günbe gün işliyor canıma, bedenime,
Hoyrat zamanlara inat,
Kabuk bağlanmayan bir yara...
Bir ah çektim sonra;
Şehir sus-pus.
Nazdan mı, kederden mi yoksa ilk gün ki tazeliği
Kanamakta hala yara,
Onca zamanın üstüne.
Tut kollarımdan hadi!
Düşüyorum!..
Tut kaldır bedenimi!
Ölüyorum!..
Mihrabını sar bana
Tükeniyorum!..
Merhem ol, çare ol, şifa ol
Ne olursan ol, yeter ki yine sen ol
Ben bitiyorum!..
Anlamını yitirmiş bir besteydim
Senden önce,
Göç mevsiminden geldim.
Yüreğimde güz yangınları vardı,
Yağmur dua'sına çıktım sonra;
Ummadığım bir anda
Rahmet olup sağnak sağnak yağdın
Çatlamış gönül topraklarıma...
Can buldum!
Umudum filizlendi hiç olmadığı kadar.
Şimdi yüreğim
Bir bayram yeri gibi şenlik
Şükranlarımı sunuyorum sana!..
'Nefret'lerimi sunuyorum sana..
Seninle bir daha mı?
ASLA!..
Bilmiyorum,
Bu sitemlerim sana mı; Allah'a mı..
Hayır! Tüm bu sitemler sana..
Girme Allah'ımla arama!..
Yıllardır;
Beni bende bırakmayan bir hikayeydi aslında
Gözlerimden yağmurlar yağardı her dinleyişimde
Kalbimde pas tutmuş bir leke,
Avuçlarımda kalan koca bir boşluğun acısı
Avutulmamış, avunmaz da artık öyle kolay kolay
Kaç fasıl sürdü böyle ömrümün senfonisi
Hatırlamıyorum...
Hançerlendi sayende bu gönlüm
Kolay değil!..Yine de eyvallah
Derin bir sessizliğe bürünerek ben
Susuyorum artık!
Çok dinledim ben bu hikayeyi
Şimdi sıra sende;
Kulak ver
Ve iyi dinle sessizliğimi!..
Kendimi hep gizledim vefasız aynalarda
Sahte mutluluklar oynadım ardım sıra
Sahte gülücükler, sahte sevinçler
Yalnızlığı koynuma aldığım o dar vakitlerde
Ve
Buğusunda bir sabahın derin bir ''ah'' çektim
Yoktu kimine göre bir sebep,
Yoktu belki de onlara göre
Anlatsan da anlamazlar, anlayamazlar,
Bilirim!
Bilirim yalnızlığın yüreğimi ne kadar yakacağını
Dayanamam sancısına bilirim!
Kalabalıklar içinde kaybolurum bazen,
Ne garip bir huzur bulurum, ne de çare üretirim kendimce.
Yalnızlığa oyun oynasam da;
Yürek pare pare olur
Elimde olmasa da düşerim yine
Yalnızlığın çıldırtan esaretine!..